ÖNEMLİ : Kendim için aldığım notlar. Umarım size de bir faydası olur.

Kitap İncelemesi

Zacharius UstaZacharius Usta by Jules Verne
My rating: 5 of 5 stars

Kitabın yazarının Jules Verne olduğunu bilmesem büyük ihtimalle Dostoyevski derdim. Bilinen Jules Verne yapıtlarına hiç benzemiyor. Ama bu, kitabın kötü olduğu anlamına da gelmiyor tabii ki. Şahsen ben çok beğendim.

Bu çalışma, Zacharius isimli bir saat ustasının sınırları zorlayan yeteneğinin, onu tanrısal bir kibire sürüklemesini konu alıyor. Bu ustanın alameti farikası saat maşasını icat etmesi! Yani bir nevi saatin kalbinin mucidi diyebiliriz.

Kitapta, Zacharius Usta’nın yarattığı her saate kendi ruhundan bir parça kattığı ifade ediliyor; tıpkı Tevrat ve İncil’de Tanrı’nın insanları yaratırken onlara kendi ruhundan bir parça bahşetmesi gibi. Saatlerinin durmasını kalbinin durmasıyla bir tutması ve hatta saatlerini ayarlarken kalp atışlarını kullandığını ifade etmesi son derece manidar!

“Ölüm bu!” diyordu Zacharius usta, boğuk bir sesle.
“Ölüm bu! Varlığımı dünyaya dağıttığıma göre yaşayacak ne kadar ömrüm kaldı artık! Çünkü ben, Zacharius usta, imal ettiğim bütün bu saatlerin yaratıcısıyım! Bu demir, gümüş ya da altın kutuların her birine ruhumun bir parçasını hapsettim! O lanet olası saatlerden biri ne zaman dursa, kalbimin durduğunu hissediyorum, zira saatleri kalp atışlarıma göre ayarladım!”

Kitabı okuduktan sonra sırf meraktan internette saat maşasının ne olduğunu ve ilk kimin icat ettiğini araştırdım. Meğerse, saat maşasını 1675 yılında İngiliz saat yapımcısı Robert Hooke icat etmiş. Hooke’un bu icadı, zaman ölçümünün doğruluğunu artırarak saatçiliğin gelişiminde önemli bir rol oynamış. Ancak, günümüzde anladığımız anlamda “maşa” mekanizmasını ilk icat eden kişi Hooke değilmiş; onun çalışmalarından esinlenen Christiaan Huygens, bu mekanizmayı balans yayı ile birleştirerek modern saatçiliğin temellerini atmış. Bununla beraber, Galileo da benzer çalışmalar yapmış; sarkaç hareketleri üzerine deneyler yaparak modern sarkaçlı saatlerin temelini atmış. İddiaya göre, Pisa Kulesi’ndeki bir şamdanın salınımını kalp atışlarını kullanarak ölçmüş. Bu durum, Zacharius Usta’nın saatlerini ayarlarken kalp ritmini kullanması ile ilginç bir benzerlik taşıyor. Eğer Jules Verne’i az çok tanıdıysam, kesinlikle Zacharius Usta karakterini Galileo’dan esinlenerek yazmıştır. Çünkü bilimsel atıflar yapmayı çok sevdiğini biliyorum :)

Zacharius Usta’nın kendini Tanrı ile eşit gördüğü bölümü paylaşmak istiyorum. Tanrı, insan ruhunu dengelemek için insan bedeni kullanırken, Zacharius Usta da yarattığı saat maşasının ihtiyaç duyduğu kuvveti, saatin kendi hareketleriyle sağlayarak aynı dengeyi kurduğunu gösteriyor. Böylece, kendini adeta zamanın efendisi olarak görüyor.

“Hayat nedir biliyor musun evladım? Varoluşu meydana getiren şu zembereklerin hareketini kavradın mı? Kendi içine baktın mı? Hayır; halbuki bilimin gözünden baksaydın, Tanrı’nın eseriyle benim eserim arasında var olan sıkı ilişkiyi görürdün, çünkü saatlerimin mekanizmasını, onun yarattığı canlıdan kopyaladım.”

“Usta”, dedi heyecanla Aubert, “bakır ve çelikten yapılmış bir makineyi, esintinin çiçekleri hareketlendirmesi gibi bedenlere can veren ve adına ruh denen Tanrı’nın nefesiyle kıyaslayabilir miyiz? Bacaklarımızı ve kollarımızı hareket ettiren görünmez çarklar olabilir mi sizce? Hangi parçalar zihnimizde düşünceler doğuracak kadar iyi ayarlanabilir ki?”

“Mesele bu değil”, diye cevap verdi Zakarius Usta. Sesi yumuşaktı ama tavrında uçuruma doğru yürüyen bir körün inatçılığı vardı. “Beni anlamak için icat ettiğim saat maşasının amacını hatırla. Bir saatin işleyişindeki düzensizliği gördüğümde, içine hapsedilmiş hareketin yetmediğini ve bu hareketi bağımsız başka bir kuvvetin düzenliliğine tabi kılmak gerektiğini anladım. Böylece, salınımları düzenleyebilirsem, sarkacın bu işi görebileceğini düşündüm. Kaybettiği kuvveti, saatin düzenlemekle yükümlü olduğu kendi hareketi aracılığıyla ona kazandırma fikri muhteşem bir fikir değil miydi ama?”

Aubert onayladığını belirten bir işaret yaptı.

“Şimdi Aubert”, diye sözlerine devam etti ihtiyar saatçi, canlanmıştı. “Kendine bir göz at. İçimizde iki farklı kuvvet olduğunu anlamıyor musun? Ruhun kuvveti ve bedenin kuvveti, yani bir hareket ve bir düzenleyici. Ruh yaşamın temel unsurudur, dolayısıyla harekettir. Bu hareket ister bir ağırlık, ister bir zemberek, isterse uhrevi bir güç tarafından meydana getirilsin, kalp için de aynı şey geçerlidir. Ama beden olmazsa, bu hareket eşitsiz, düzensiz, imkansız olurdu! Bu yüzden beden ruhu düzenler ve tıpkı sarkaç gibi düzenli salınımlara tabidir. Üstelik bu o kadar doğrudur ki, yeme, içme, uyku gibi bedensel işlevler doğru dürüst yerine getirilmezse insan hastalanır. Benim saatlerimde olduğu gibi, ruh, salınımları yüzünden kaybettiği kuvveti bedene geri kazandırır. Beden ile ruh arasındaki o sıkı birliği, birinin çarklarının diğerinin çarklarıyla iç içe geçmesini sağlayan harikulade bir saat maşasından başka ne yaratabilir? İşte benim tahmin edip uyguladığım şey bu; sonuç olarak, mahir bir mekanizmadan başka bir şey olmayan bu hayatta benim için sır diye bir şey yok artık!”

Sizinle ilginç bulduğum birkaç yeri daha paylaşmak istiyorum.

Jules Verne’in bu kitabında, Zacharius Usta’nın saatleri çalışmamaya başladıktan ve tuhaf karakter Pittonaccio (bana kalırsa Azrail) ile karşılaştıktan sonra belirli saat dilimlerine vurgu yapılıyor.

İlk döngüde:

  • Saat 4’e vurur (Pittonaccio isimli tuhaf karakterle ilk karşılaşma ve Zacharius ustanın, bu adamın yüzüne bakarak saati okuması),
  • Saat 5’e vurur,
  • Saat 6’ya vurur,
  • Saat 11:30’a vurur,
  • Son olarak saat 12’ye vurmaz (yani saat çalışmaz).

İkinci döngü ise bir öncekine göre bir saat sonra başlıyor :

  • Saat 5’e vurur, (ve saatin gümüş kadranında şu kelimeler belirir : “Bilgi ağacının meyvelerini yemek gerekir.”)
  • Saat 10’a vurur, (ve saatin gümüş kadranında şu kelimeler belirir : “İnsanoğlu Tanrı’nın dengi olabilir.”)
  • Saat 11’e vurur, (ve saatin gümüş kadranında şu kelimeler belirir : “İnsanoğlu bilimin kölesi olmalı, onun uğruna yakınlarını ve ailesini feda etmelidir.”)
  • Saat 12’ye vurmaz, (yani saat çalışmaz ve saatin gümüş kadranında şu kelimeler belirir : “Tanrı’nın dengi olmaya kalkışan, sonsuza kadar lanetlenecektir.”) ve akabinde usta ölüyor.

Jules Verne gibi yazarlar genellikle eserlerinde sembolik ve gizli anlamlar kullanmayı severler. Bu saatlerin bilimsel, matematiksel veya dinsel bir anlam ifade edip etmediğini merak ettim. Konuyla ilgili fikri olan varsa duymak isterim.

Özetle kitabı çok beğendim. Size de tavsiye ederim.

View all my reviews

Referanslar